Yazan: "eğitim"
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal ağlar ve web tasarımıyla ilgili bir blog ve unity hakkında hersey dunya hakkında bir dunya bilgi ve FreeSpritler




Geçen hafta İzmir'deki bir toplantıda Erden Eruç'u dinledim.
Ondan, bir insanın kişiliğini spor ve eğitimle nasıl çelik gibi yapabileceğini, önüne çıkan olumsuzluklar karşısında yılmadan kafaya koyduğu şeyin peşinden gidebileceğini öğrendim.
Kendisi okyanusu kürek çekerek geçen ilk Türk.
Üç okyanusu birden kürek çekerek geçen ilk insan!


Denizde en uzun kalma rekoruna (629 gün) sahip tek canlı insan. Rekorun sahibi okyanusta kaybolmuş.
Evini satarak aldığı kontrplaktan yapılmış, ikinci el teknesiyle giriştiği bu macerada teknesine Türk bayrağı çekmek, girdiği bütün limanlarda bayrak göstermek, ülkesini tanıtmak istemiş, ama mevzuattaki tekne tanımı motor şartı getirdiği icin kas gücüyle kullanılan bu kurekli ozel kayığın Türkiye’de kaydı yapılamıyormuş. Üstelik denize elverişlilik belgesi alabilmek icin tekneyi ta Amerika'dan Türk sahillerine getirmesi gerektiği için bunu resmi olarak yapamamış.


İzmir liman idaresinde danıştıkları bir bürokrat "Sen bayrağı yine çek, engel olan mı var" diye akıl vermiş ama son çıkan ticaret yasasıyla artık Türk bayrağı taşımaya hakkı olmayan teknelerin bayrak çekmesine 6 ay hapis cezası getirilmiş.


Denizleri kürek çekerek, kıtaları bisikletle ve yürüyerek aşıp tam bir dünya turu yapmayı planladığı bu seyahatinde ayrıca her kıtanın en yüksek zirvesine de tırmanıyor.


Hayır amaçlı projeleri hayata gecirmek için, oturduğu Seattle’da kurduğu vakıftan, kendi deyimiyle günümüzün köy enstitüleri olan yatılı bölge okullarına 7 yılda sadece 70 bin dolar yardım yapılabilmiş. 2007 yazında Türkiye’den Aktaş Group sponsor olalı beri, Türk'lerden gelen bağışları Ilkogretim Okullarına Yardım Vakfı’na (İLKYAR) yönlendirmiş. Halen o tarihten once projede kilitlenmis ve yarısı Türk'lerden gelmis olan 75 bin dolar civarında bir bağışı da yine hayır amaçlı olarak serbest bırakabilmek icin nakit sponsorluk arıyor.



Erden Eruç'un sitesinin linki


Sosyal ağlar ve web tasarımıyla ilgili bir blog ve unity hakkında hersey dunya hakkında bir dunya bilgi ve FreeSpritler





Bugün burun akıntısı, yüksek ateş ve eklem ağrıları ile muayeneye muayeneye gelen bir dördüncü sınıf öğrencisine karnesinin nasıl olduğunu sordum.
"Takdirname aldım" dedi
"Geçen yıl da almış mıydın?" diye sordum
"Bilgisizliğime şaşarak;
"Takdirname 3. sınıftan sonra verilmeye başlanıyor" dedi


"Nasıl alınıyor peki takdirname?" diye sordum
"Hepsi beş olunca alınıyor. Bazıları dörtse de teşekkür alınıyor" dedi
"Kaç tane dört olursa teşekkür alınıyor. Mesela hepsi dört olsa da bir tane beş olsa alınıyor mu?" dedim
Bu sırada bizi dinlemekte olan çocuğun babası söze karıştı.
Kendisinin de sınıf öğretmeni olduğunu söyledikten sonra;
"Ağırlıklı not ortalaması 4,5 tan yukarı olanlar takdirname, 4 ile 4,5 arasındakiler de teşekkür alıyorlar" dedi


"Ağırlıklı not ortalaması nasıl hesaplanıyor?" diye sordum
"Derslerin saati ile alınan notlar çarpılıp, toplam ders saatine bölünüyor" dedi
"Yani gerçekten de bütün notların dört olup, bir tane beşin olursa teşekkür alınabiliyor, öyle mi?" diye sordum
"Evet aynen öyle" dedi

Çocuğuna antibiyotik yazılmasını isteyen babaya oğlunun grip geçirdiğini, bunun en iyi tedavisinin dinlenmek ve ateş düşürücü gibi destek ilaçları kullanmak olduğunu, antibiyotiğin bu durumda evladına zarar vereceğini anlatıp eğer öksürüğü şiddetlenirse tekrar başvurmasını söyleyerek Parasetamol şurup yazdım, ve karne hediyesi olarak bir şeker hediye ettim.


Fotograflar İki dil bir bavul filminden
Sosyal ağlar ve web tasarımıyla ilgili bir blog ve unity hakkında hersey dunya hakkında bir dunya bilgi ve FreeSpritler
Çoğu blog yazarı bloğumuza nasıl müzik ekleriz diye bana danışınca bu açıklayıcı yazıyı yazmaya karar verdim.

İlk önce bu yazıda blog sayfanızda yazı içinde nasıl müzik ekleyebileceğinizi göstereceğim.

Kullanabileceğiniz iki servis var, birincisi Radioblogclub adlı servis, bu serviste yabancı çoğu müzik parçasını hazır olarak bulabilirsiniz yani kendi bilgisayarınızdan yüklemenize gerek kalmaz. Bu sebeple ilk olarak bu servisi kontrol edin müzik koymak istediğinizde. Üstelik bu servisi kullanmanız için üye olmanız da gerekmiyor.

Öncelikle http://www.radioblogclub.com adresine gidin. Bu ekrandan koymak istediğiniz şarkı veya grubun adını girip ara (Search) düğmesine tıklayın.

Ben bu örnekte Coldplay adlı grubu arattım.

Arama sonuç sayfası size Coldplay adlı grubun sistemde yüklü tüm şarkılarını listeler, diyelim ki siz Scientist adlı şarkısını bloğunuza koymak istiyorsunuz, o zaman bu şarkının adının yanında bulunan mavi düğmeye tıklayalım.




Siz mavi düğmeye tıkladığınız anda sayfa yeniden yüklenmeden ekranın sağ tarafında ihtiyacınız olan kod bölmesi belirecektir. Buradan 1 no.lu işaretlediğim bölümden şarkıçaların renklerini değiştirebiliriz (öntanımlı olarak gri renkte). 2 no.lu kısımdan da kodumuzun tamamını seçip sağ klik ile kopyalamalıyız.

Kopyaladığımız kodu bloğumuza yerleştirmek için Blogger'da Gönderi oluştur bölümünde, sağ üst köşede bulunan html düzenle sekmesine tıklıyoruz




Bu kısımda kodumuzu uygun gördüğümüz yere yapıştırarak işlemimizi tamamlıyoruz. Yazınızı tamamladıktan sonra yazıyı yayınla demeyi unutmayın :) Ben örnek olarak buraya Coldplay'in Scientist adlı şarkısını yerleştirdim.




Eğer bu şarkı bloğunuz her açılışta görünsün, sadece yazıya gömülü değil bloğun anasayfasına gömülü olsun istiyorsanız Blogger'da üst menüden şablon kısmına tıklayın ve yan menüden eklemek istediğiniz bölümde "Sayfa öğesi ekle" bağlantısına tıklayın.

Karşınıza çıkacak pencerede "HTML/Javascript" seçeneğini seçin ve Bloğa ekle bağlantısına tıklayın.

Açılan pencerede başlık olarak "sevdiğim müzikler" tarzı bir yazı girebilirsiniz, içerik kısmına ise gene RadioblogClub'dan kopyaladığınız kodu girin. Değişiklikleri kaydet dedikten sonra şarkınız bloğunuzda koyduğunuz bölümde yayınlanacaktır.

Peki ya aradığınız şarkı RadioblogClub sisteminde yoksa? Onu da bu yazının ikinci bölümünde anlatırım :)
Sosyal ağlar ve web tasarımıyla ilgili bir blog ve unity hakkında hersey dunya hakkında bir dunya bilgi ve FreeSpritler
Once ki yazimda da bahsettigim neden yaziyorum kismini daha derinlemesine incelemek istiyorum, cok basit bir ornekle aciklamaya calisacagim;

Aklinizda iki basamakli iki sayi dusunun, 23 ile 76 mesela. Bu iki sayiyi kafanizdan carpabilir misiniz? Belki biraz zaman harcayarak. Peki ya 3 basamakli iki sayiyi, 348 ile 739 mesela. Bu sanirim sizi bayaa zorlar degil mi? Ne yaparsiniz? Kagida yazip rahatca carparsiniz. Neden yazdiniz biliyor musunuz? Cunku beyninizin calisma prensibine gore "odaklanabilecegi" alan sinirlidir. Yazmadan carpmayi denerseniz once kafanizdan 348 ile 9u carpabilirsiniz, sonra bunu hatirlamak zorundasiniz, ustune 348 ile 3'u carpiyor bir basamak kaydirip onu da kafaniza yerlestiriyorsunuz son olarak da 348 ile 7 yi carpiyor ve bunu da 2 basamak kaydirip eger hala ilk iki sonucu hatirliyorsaniz bunlari topluyorsunuz... Beyninize o anda beyniniz icin cok onem ifade etmeyen 3 sayiyi hatirlatmak istiyor sonra da hicbir gorsel bilgi olmadan bunlarin basamaklarini kaydirip toplatmak istiyorsunuz. Beyniniz ne istiyor? Ayni anda tek bir ise odaklanmak... Iste butun mesele bu. Peki matematik icin yazmayi kabul ediyorsunuz da diger herhangi bir alandaki fikrinizi beyniniz islerken ki mantigini farkli mi saniyorsunuz? Felsefi dusuncelere dalmisken sizce beyniniz "aa bu felsefe bak o zaman isler degisir, yazmaya gerek yok" mu diyor? Cok sacma degil mi? O zaman neden hala yazmamakta direniyoruz millet olarak?

Mesela felsefe hakkinda bir konu dusunuyorsunuz ve kafanizda bir karara vardiniz bu konuda. Bunu not ettiginizi dusunun tum detaylari ile. Sonra baska bir gun akliniza baska bir konu geldi, bu konuda da kafa yordunuz ve bunu da yazdiniz. Sonra birden eski yazinizi okudunuz ve ikinci yazinizla birbirini destekler ozellikler yakaladiniz. Bu ne demek biliyor musunuz? Dusuncelerinizin tutarli olduguna bir kanit demek. Dusunceleri yazdiginizda havada duran asili bulutlardan tuglalara donusurler. Bir gun yeterli tuglaniz oldugunda ise hepsini toplayip, harmanlayip bir ev insaa edebilirsiniz iste cunku bu tuglalar arasindaki baglantiyi gormeniz, yakalamaniz kolaylasir.

Peki yazma gibi basit bir eylem neden/nasil bu kadar etkili olabiliyor? Cevabi cok basit, cunku bir dusunceyi yazdiginizda beyninize diyorsunuz ki tamam bunu yazdim, bu garanti altinda bir sonra ki dusunceye gecebilirsin. Bu komutu alan beyin ne yapiyor biliyor musunuz? Ustunde bir onceki bilgileri hatirlama yuku olmadigi icin cok daha hizli ve odaklanarak yeni bilgiyi isleyebiliyor. Ilk ornegimize donersek yazarak mi daha hizli 348 ile 739u carparsiniz yoksa kafanizdan carpmaya calistiginizda mi?

Bunun disinda baska nasil bir yarari olabilir yazmanin ogrenmeye sizce? Bazi ogrenciler sinavlara calisirken sadece konularin ozetlerini yazarak cok iyi ogrenebildiklerini soylerler sizce bunun sebebi ne? Ogrenci okudugunu tekrar yaziyor daha iyi ogreniyor, neden bir kere okuyunca o kadar iyi ogrenemiyor? Siz bir kagida bir sey yazdiginizda bunu sadece kagida yazdiginizi mi saniyorsunuz? Hayir, aslinda siz yazdiginiz bir yazinin kopyasini da beyninize yaziyorsunuz farketmeden. Nasil mi? Okudugunuz bir yaziyi aynen yazdiginizda ne oluyor biliyor musunuz? O yazdiginiz bilgiyi kisisellestiriyorsunuz... Cunku artik sizin o yazdiginiz yazi ile ilgili hafizanizda gorsel bir ani var, o yaziyla ilgili bir hatiraniz var beyninizde... Beyninizde o yaziyi hatirlamak icin fazladan bir suru sebep olusuyor ve yazdiginiz hersey gorsel olarak hafizanizda yer ediniyor.

Gorsel olarak bilginin yerlesmesinin ne onemi var diyebilirsiniz. Cok onemi var, cunku beynimizin gorsel hafiza icin apayri bir bolmesi var ve cogu zaman bu bolmeyi yeterince verimli kullanamiyoruz. Gorsel hafiza en verimli nasil isliyor biliyor musunuz? Yazili bir metinle birlestigi zaman... Bir ornek vereyim, onunuze bir yap-boz alin ve tum parcalarini dagitin, simdi zaman tutun ve parcalari birlestirip yap bozu tamamlamaya baslayin. Bitirdiginiz de zamani not edin. Daha sonra onunuze farkli bir yap-boz alin ayni parca sayisindan olusan, gene her parcayi dagitin ama bu sefer farkli olarak tum parcalarin uzerlerine farkli farkli seyler yazin (ne oldugu farketmez, birbirlerinden farkli olsun yeter, ister numaralandirin ister Ali, Ayse, Ahmet diye yazin), tekrar zaman tutarak yap-bozu tamamlamaya calisin. Bittiginde iki zamani karsilastirdiginizda sizce hangisi daha kisa surecek? Neden biliyor musunuz, cunku her yap-boz parcasinin uzerine bir yazi yazdiginiz icin beyniniz o parcayi ararken sadece seklini degil ustunde yazdiginiz yaziyi da tanimladi ve digerlerinin arasindan ayirt etmesini kolaylastirdi. Iste pazarlamacilarin da reklamlarda gorsel ile yazili metini bir arada kullanmalarinin en temel sebebi de bu zaten, cunku daha akilda kalici, daha etkili bir iletisim sunuyor.

Peki zaten yazdigimiz yazi karakterleri de bir bakima gorsel bir malzeme degil midir? Yazinin da tek basina zaten anlam yuklenmis buyuk bir gorsel anlami vardir beynimiz icin. Yani sadece yazi yazarken bile aslinda gorsel hafizamizi kullaniyoruz ama beynimiz yazilarin gorsel sekillerine yillardan beri cok alistigi icin bu yazdigimiz yazilari baska gorsel malzemelerle birlestirmenin daha da etkili olacagini dusunuyorum.

Bir de bazi insanlar ben uzun yazilari okumayi sevmiyorum, mesaji hemen ve cabucak vermeli der. Bu hizli mesaj verme kaygisi belki kisa zaman sureleri olan reklamlar icin kabul edilebilir ama ucuz bilgi, ucuz iletisim yoktur. Birseyler ogrenmek istiyorsaniz zaman harcamali, uzerinde dusunmelisiniz. Eger sadece kisa ve oz yazilari seviyorsaniz ogrenebileceklerinizin degeri de ne yazik ki sig olacaktir. Elbette ki yaziyi yazan kisi daha fazla kisiye ulasabilmek icin yazisini okunabilir ve dikkat ceken bir uslupla yazmalidir ama inanin bazi seyler kisa ve oz anlatilamaz, bazen uzun yazilari ilk okudugunuzda bile anlayamazsiniz, uzerinde dusunmeniz gerekir cogu zaman. Mesela ben bu yazimi kisa ve oz tutsaydim size sadece "yazan beyinler hem kendilerini hem de okuyanlari gelistirir" der altina da bir fotograf koyardim ama burada sundugum bir suru ornek olmadan sizin kafanizda ayni sekilde net olarak olusur muydu o zaman yazinin onemi ve bizi nasil gelistirdigi?

Bir kitap okuyun sonra bu kitabin bir ozetini bir kagida yazin. Ardindan baska bir kitap okuyun ve bunun ozetini hic cikarmayin. Aradan iki ay gectikten sonra sizce hangisi aklinizda daha cok kalicak? Bugunku bilgi akisinda kafamiza binlerce bilgi giriyor ve bunlarin cogunu zamanla unutuyoruz, halbuki iclerinde belki ileride isimize cok yarayacak binlerce bilgi var unutulan. Iste ogrendiklerimizi yazmak, hislerimizi yazmak bizim unutmamizi yavaslatir, unutsak bile geriye donup bakabilecegimiz bir kalinti birakir gerimizde. Yazi yazmak sadece arsivcilik degildir, yazi yazmak ogrendiklerimizi, fikirlerimizi taze tutan bir buzdolabidir.

Son olarak ulkemizde birisine yazinin onemini sorsaniz size verecegi cevap "yazdigimiz seyler daha kalici olur" der... Hah kalicilik bence yazinin yararlarindan sadece en kucugu. Yazi yazdigimiz zaman beynimizin dusunce yapisi degisir, beynimizde bir reform baslar, dusunce yapimiz tipki ronesans donemindeki gibi cag atlar. Kalicilik buz daginin bize gorunen kismidir aslinda sadece. Yazdigimiz zaman her seyden onemlisi uretmeye baslariz, hem kendimiz icin hem de cevremiz icin. Dunyanin en saygin bilim adamlarina, ronesans adamlarina bakin, hepsinin ortak yonu ne biliyor musunuz? Hepsi de yaziyordu... Sizce neden yaziyorlardi, sadece buluslarini cevreleri ile paylasmak icin mi? Yazmak buyuk zaman gerektiren bir is, bu kadar yazacaklarina zamanlarini neden yeni buluslar uzerinde harcamadilar? Belki de sadece paylasmak icin yazmiyorlardi ne dersiniz? Belki gelismek/kendini gelistirmek ile yazmak arasinda dogrusal bir oranti var ne dersiniz? Sizce ben bu yaziyi yazinca sadece sizi mi bilgilendirdim? Kendime, kafamdaki dusuncelerin yerlesmesine hic bir yardimi olmadi mi sizce bu yazinin?

Mesleginiz, ilgilendiginiz alanlar, yazdiginiz konular ne olursa olsun yazi sizi gelistirecektir, fikirlerinizin olgunlasmasini saglayacaktir. Isterseniz deftere yazin, isterseniz bilgisayarda bir dosyaya yazin, ya da geri besleme alip tum dunya ile paylasabileceginiz bir bloga yazin ama lutfen yazin. Eger tum bu verdigim orneklere karsi cikan bilimsel bir kanit gosteremiyorsaniz ve hala yazmiyorsaniz ileride sakin cevrenizde yazmaya zaman ayiranlara bakip neden benden basarili oldular diye hayiflanmayin. Hepimizde ayni zeka var ama usenmeden bunu kullanmak ve gelistirmek sabir ve zaman istiyor. Kafamdakileri yazicam da ne olucak, "her seyden once ne geregi var" diye dusunmek de sizin elinizde tabii...